Karadenizi Kurtarmak

Konu 8, Haziran 2005

Teşekkürler

Dili secin: EN BG GE RO RU TR UA

Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu ve Karadeniz Ekosisteminin İyileştirilmesi Projesi Resmi Dergisi

Bu sayıda:

Deniz Çevresinin Korunması ve Muhafazası Hakkında Yeni Avrupa Stratejisi’ne Doğru [>>]

Karadeniz Komisyonu’na Avrupa Komisyonu Desteği [>>]

Karadeniz Komisyonu ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı Denize Çöp Dökülmesine Karşı Eyleme Geçiyor [>>]

Karadeniz Stratejik Eylem Planı’nın Uygulanması- Bulgaristan Bakış Açısı [>>]

Türkiye Karadeniz Stratejik Eylem Planı’nı Uygulamakta [>>]

Ukrayna’da Karadeniz ve Azak Denizi’nin İyileştirilmesi ve Korunması [>>]

Acil Durumlarda Karadeniz’in Petrol ve diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesine Karşı Mücadelede İşbirliği Protokolü Karadeniz Acil Eylem Planı [>>]

Karadeniz ve Batlık Denizi Uzmanları Arasında İşbirliği [>>]

Karadeniz Coğrafi Bilgi Sistemi [>>]

Çevre Yönetiminde Önemli Olaylar- Ukrayna [>>]

Küçük Deniz Memelilerinin Önemli bir Kışlama Habitatı; Gürcistan Karadeniz’i  [>>]

Rusya Federasyonu’nda 2002-2004 EuropeAid Projesi Sonuçları [>>]

Karadeniz “Deniz kabugu Sarayı” [>>]

Karadeniz Eylem Günü [>>]

Romanya’da Entegre Kıyı Alanları Yönetiminde (ICZM) İlerlemeler [>>]

Karadeniz biolojik cesitliligi ve peizaj koruması [>>]

Uluslar arası Karadeniz Günü: Tüm Halk için Olay [>>]

Siyahtan Maviye: Kurtarılmış Bir Deniz [>>]

Siyahtan Maviye: Kurtarilmiş Bir Deniz

Sorun Nedir?

70’li ve 80’li yıllar boyunca, Karadeniz havzasındaki tarımsal yönetim faaliyetleri çarpıcı olarak yoğun bir şekilde artmıştır. Daha yüksek inorganik gübre uygulama oranları ve artan canlı hayvan sayısı, denizdeki ve onu besleyen nehirlerdeki organik atığın ve besin maddeleri (azot ve fosfor) ihracının artmasına sebep olmuştur. Bu durum, büyük çapta ekolojik değişikliklere neden olmuştur. Bu değişiklikler içerisinde, Filofora ( kırmızı deniz yosunu) alanlarının büyük oranlarda azalması, uzun süreli oksijenin yok olduğu alanlar ve sığ sularda ilk üretici olarak bitkisel plankton hakimiyetinin artması bulunmaktadır.

Bu işlem, Ötrofikasyon olarak adlandırılan, aşırı balıkçılık ve taraklı deniz anası (Mnemiopsis leydi) örneğindeki saldırgan türlerin ortaya çıkması ile birleşip, bir bölümü ekosistemde tükenmiş bir durumda, kalan kısmı da ciddi bir şekilde zarar görmüş deniz dibi omurgasızlarının büyük çapta ölmesi sonucunu doğurmuştur. Bu çevresel zararın sosyo-ekonomik göstergeleri geniş kapsamlıdır.

Bu durumun daha da kötüleşeceği endişesi bulunmaktadır. Ötrofikasyonun temelleri hakkında oldukça bilgi sahibi olmamıza rağmen, birçok detay bulunması zor olarak durmaktadır.

Yönetim, şeytan gibi, ayrıntıda gizlidir

Amaçlar Nedir?

Karadeniz’e kıyısı olan tüm 6 ülke hükümetleri, Karadeniz’in uzun dönemli vizyonu üzerinde anlaşmaya varmışlardır. Bu:

 

“Deniz memelilerini ve mersin balığını da içine alan yüksek organizmaların varlıklarını sürdürebilir doğal populasyonları ile biyolojik açıdan çeşitli Karadeniz ekosisteminin ve tüm Karadeniz ülkelerindeki balıkçılık, tarım ve turizm gibi sürdürülebilir aktivitelerin, desteklenmesi, korunması ve yeniden kurulmasını kapsamaktadır”

Karadeniz ve Tuna Nehri Komisyonları arasında, ötrofikasyonun etkilerini ortadan kaldırmak için ortak bir strateji geliştirmek ve uygun bir bilimsel kanıt toplamak ve gözden geçirmek amacıyla ortak bir çalışma grubu kurulmuştur. Hem kısa hem de uzun dönem amaçların oluşturulduğu ortak hedefler üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Şöyle ki;

Kısa Dönem:

1990’ların ortasında denize boşaltılan tehlikeli maddelerin ve yığınlar halindeki besin maddelerinin artmasının önlenmesi.

Uzun Dönem:

1960’larda gözlemlenen benzer durumda olduğu gibi, Karadeniz ekosisteminin yeniden yapılanmasına imkan verdiği, tehlikeli madde ve yığınlar halindeki besin maddelerinin aynı düzeye indirgenmesi..

Böylece, uzun dönem amacının ekolojik, kısa dönem amacının da kimyasal olduğu görülmektedir. Ancak, iki hedefin de sosyo- ekonomik temele sahip olduğu açıktır.

Buraya kadar ne ortaya çıkardık?

Kuzey Batı (NW) tabakası ekosistemi, artan kirlilik akışının bir sonucu olarak 1970’lerin ilk dönemlerinde yıkılmıştır. Tüm ekosistemler, ekosistemcilerin tanımladığı bir esnekliğe ve dış baskılara dayanabilen kabiliyete sahip niteliklere sahiptir. Bir sistemin doğal esnekliği üstün geldiği zaman, sistem yıkılmaktadır. Bu kuzey batı tabakasında olanın ta kendisidir.

Hipoksik (düşük oksijen durumu) olayları, son yıllarda NW tabakasında çok nadir olarak meydana gelmiştir. Ancak, midye yatağının geri kazanımının yakın zamanda başlamış olmasının nedenlerinden birisi, 2001 yaz sonunda beklenmeyen hipoksiyanın meydana gelmiş olmasıdır. Veriler aynı zamanda, predatör türler (lüfer ve istavrit gibi) üzerindeki ağır avlanma baskısının, hali hazırda baskı altında olan ekosistemleri, ötrofikasyona eğilimli hale getirdiğini öne sürmektedir. Bu, bir ileri aşamada fitoplanktonların birikmesini (bunlardan beslenen daha az hayvan vardır) teşvik ederek, gıda zincirinde dengesizlik yaratmıştır. Bununla birlikte, NW tabakası, geri kazanımın ilk aşamalarında görünmektedir. Şimdi, yaklaşık 15 yılın, ilk tam bentik omurgasızlar örnekleme çalışmasının sonuçları mevcuttur. Sistemin hala insan kaynaklı ötrofikasyona karşı hassas olmasına rağmen, işaretler çok olumludur.

1990’ların ortaları için, sistemin kendi içindeki atmosferik girdiler ve besin döngüsü tahminleri ile birlikte, Tuna, Dnister ve Dnipro nehirlerinden toplanan verilere odaklanarak, NW tabakasının 50,000 km²’lik alanı için temel besin dengesi hazırlanmış bulunmaktadır. Bentik besin döngüsü, nehir girdileri olarak aynı aralıkta sedimentlerden fosfor ve nitrojen salımı ile yüksek verimliliği devam ettiren, pelajik sistem için önemli bir iç besin kaynağıdır. Bu tabakanın sedimentleri, Tuna tarafından boşaltılan silikonun iki katı kadar fazla silikon yayar. Fakat, tabaka aynı zamanda besinler için evye görevi de görür. Belki, şaşırtıcı olarak, sadece nehir girdilerin %4-8’ini oluşturan modellenmiş atmosferik nitrojen birikimi göreceli olarak çok az (minör) öneme sahiptir. Daha derin sularda besin döngüsünün öneminin ve toplam besin bütçesine katkısının halen belirlenmesi gerekmektedir.

Son zamanlardaki izleme çalışmaları, Karadeniz’in marjinal alanları etrafında su hareketleri, tabaka alanı ile denizin daha derin bölgeleri arasındaki su değişimi ve denizdeki kirliliğin taşınması/dağılması hakkında bilgimizi artırmıştır. Azak Denizindeki yoğun fitoplankton çiçeklenmesi kadar, NW tabakasında yaz fitoplanktonlarının çiçeklenmesi, Tuna, Dnister ve Dnipro nehirlerinin boşalmasına güçlü bir şekilde bağlıdır.

Açık ve Güney Karadeniz’in birbirinden farklı davrandığı da açıktır. Güney Karadeniz’de yaz ayları klorofil seviyesinin en düşük olduğu zamanlardır, Eylül’den Mart’a kadar olan sonbahar/kış döneminde ise en yüksek yoğunluklarına ulaşır.

Daha Fazla Neleri Bilmemiz Gerekiyor?

Karadeniz’in korunması için uygun politikaların geliştirilmesi ve yürürlüğe konması konusunda bölgesel hükümetlere tavsiyede bulunmak için ve özellikle bölgede ekonomik geri kazanım gerçekleştiği zaman bu işlemlerin yürürlükte olmasını garanti altına almak için, aşağıdaki konuları daha iyi anlamamız gerekmektedir:

Sisteme boşaltılan mevcut besinler nelerdir?
Karadeniz ekosistemleri gerçekten kurtarılmakta mıdır?
Sistem boyunca besin döngüsü nasıldır?
Sistemde ötrofikasyonu sınırlandıran/teşvik eden faktörler nelerdir?
Balıkçılığın ve avcılığın, sistemin kurtarılması üzerindeki etkileri nelerdir?

Bu konuda ne yapılmaktadır?

İzleme örgütlerine, politika geliştirenlere ve hükümetlere destek sağlamak için, kapasite geliştirme, eğitim ve çevresel değerlendirme çalışmaları tüm bölgede devam etmektedir.

Buna ek olarak,
• Yaz ve kış şartlarında besin bütçesi ve kaynakları,
• Karadeniz NW’de besin kısıtlamaları,
• Filofora alanının kurtarılma durumunu belirlemek için bu alanın daha ileri sörveyi,
• Besin değişimlerinde sediment-su kesitinin rolü,
ile bağlantılı belirsizlikleri azaltmak ve bilgi seviyemizi artırmak için, iki araştırma turu planlanmıştır.

 

[<<]    [Home]